Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun

mevlid-kandili-2017-hulusi-efendi-vakfi

Mevlid Kandili ‘niz Mübarek Olsun

Mevlid Kandili 2017 yılı içerisinde 29 Kasım 2017 Çarşamba gününü perşembe gününe bağlayan gece idrâk edilecek. Peygamber Efendimiz(sav) ‘in dünyayı teşrif ettiği bu mübârek gecenin ülkemize ve tüm İslâm âlemine hayırlar getirmesini Cenâb-ı Hakk’tan niyaz ederiz…

Rebiü’l Evvel ayının 12.gecesi dünyayı teşrif eden Peygamber Efendimiz(sav)’in örnek ahlâkını ve bizlere miras bıraktığı sünneti seniyyesini yaşamak ve yeni nesillere örnek olmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı‘nca önceki yıllarda Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanan etkinlikler 2017 yılından itibaren Hicri Takvime göre Rebiü’l evvel ayının 12. gününü içerisine alan haftada “Mevlid-i Nebi” haftası olarak idrâk edilecek.

hulusi-efendi-divani-hulusi-naat-siir-mevlid-kandili-siir

Osman Hulûsi Efendi’nin Paygamber Sevgisi

Gül kokulu sevgilinin aşk râyihâlarını yüreğinde hisseden, hâl ve hare­ketle ittiba etmekle birlikte, bu sevgiyi şiir diliyle ifade edenlerden biri de Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’dir.

Osman Hulûsi Efendi, nesep itibariyle hem o pak ve temiz nesilden gel­mesi, hem de Peygamber (sav)’e duyduğu aşırı sevgi, saygı, bağlılık ve hür­metten dolayı eserlerinde bu konuya ayrı bir önem vermiştir. Hz. Pey­gamber (sav)’e olan sevgisi o denli yüceydi ki, çocuklarına koymuş olduğu isimlere dikkat edilecek olursa Peygamber Efendimiz (sav)’in mübarek ve muazzez (Muhammed-Mahmud-Ahmed-Hamid) isimleri çocuklarının ön ismidir.

Medine-i Münevvere’de yazılmış bir naat-ı şerîf

Osman Hulûsî Efendi, Divân’ında Hz. Muhammed (sav) ile ilgili, müstakil na’tlar yazmış; ayrıca onu bazı isimleri, bedenî özellikleri, sıfatları, Ehl-i Beyt’i vesilesiyle zikretmiş ve onun hadîslerinden iktibaslarda bulunmuştur.

1984 yılında yaptıkları Hac ziyaretlerinde Mescid-i Nebevi’yi ziyaretten son­ra Medine’de şu beyitler doğmuş ve yazılmıştır. Bu beyitlerde de Rasu­lul­lah (sav)’a bağlılık, sevgi, saygı ve O’na duyulan özlem ve kavuşma arzusu anlatılmıştır.

“Kapında bir zelîl-i hâk-sârım yâ Rasûlallâh
Garîb ü bî-kes-i bî-i’tibârım yâ Rasûlallâh

Ser-â-ser defter-i a’mâlim isyân ile memlûdur
Huzûr-ı hazretinde şerm-sârım yâ Rasûlallâh

Kabûl etsen Hulûsî kemteri dergâh-ı lutfunda
Civârında n’ola olsa mezârım yâ Rasûlallâh”

Mevlid Kandili Özel – Naat-ı Şerîf Klibi

Somuncu Baba İlahi Grubu tarafından seslendirilen bir başka naat-ı şerîfte ise Osman Hulûsi Efendi Hazretleri şu şekilde buyurmaktadır:

“Dürr-i şehvâr-ı risâletdir Muhammed Mustafâ
Tâc-ı Levlâk-i hilâfetdir Muhammed Mustafâ”

Mevlid Kandili - Naat-ı Şerîf

Mevlid Kandili Hutbesi

Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi‘nde 42 yıl bil fiil imam-hatiplik görevinde bulunan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri irâd ettiği hutbeleri ile gönüllere hitâb eden, bu hutbeleri daha sonra derlenerek “Şeyh Hamid-i Veli Minberinden Hutbeler” adıyla Vakfımız tarafından neşredilmiştir. Bu eserde Peygamber Efendimiz (sav)’in doğumu ve Mevlid Kandili ile ilgili olarak bir çok hutbe yer almaktadır.

Eserde 105. Hutbe olarak yer alan Hutbede, Osman Hulusi Efendi Hazretleri Mevlid Kandilinin Önemi ve Peygamber Efendimiz(sav)’in doğumunda vuku bulan hadiseleri şu şekilde aktarmışlardır:

osman-hulusi-efendi-darende-hutbe-mevlid-kandili

Muhterem Cemâat-i Müslimîn!

Mevlid, Müslümanların en büyük bayramıdır, sevinç günlerinden biridir. Mevlid demek dünyada en büyük, en şerefli ve en feyizli bir inkılâp vücûda ge­tiren Hazret-i Muhammed (s.a.v) Efendimizin doğduğu mübarek gün demektir.

Mevlid, yerlere ve göklere nur saçan Peygamberler sürûru Hazret-i Muhammed (s.a.v)’in dünyaya geldiği tarihî bir gündür.

Mevlid, beşerin semâyı efkârını kaplayan küfür ve cehalet bu­lutlarının parçalandığı en şerefli gündür.

Mevlid, zulüm namına, istibdâd namına yükselen kalelerin te­melinden sarsıldığı, putların yerlere serildiği binlerce seneden beri durmadan yanan sapkınlık, ateşinin söndüğü harikalar muci­zeler günüdür.

Müslüman Kardeşler!

Zaman-ı hâzırdan bin dört yüz sene evvel Rebiyyü’l-evvelin onikinci Pazartesi gecesi Mekke-i Mükerreme‘de Benî Hâşim nam mahallede “Daru’n-Nâbığa” denilen evde nur-ı hüda pertev-efzâ-yı tulû’ oldu.Yani serâir-i vahdâniyyetin hâsıl-ı zî-şerefi Hazret-i Muhammed Mus­tafa salla’llâhu teâlâ aleyhi ve sellem Efendimiz arsa-i şuhûda kadem bastı.

Müslüman Kardeşler!

Allâhu Teâlâ ve tekaddes Hazretleri bu yeri ve bu gökleri ve başka nesneleri yaratmadan önce kendi nurundan Peygamberi­mizin nurunu yaratmış ve Âdem aleyhi’s-selâmı topraktan halk ettikten sonra arkasına tevdî etmiş idi. Bu nûr daima Âdem (a.s)’in alnında parlar ve ondaki nurların hepsinden ziyâde bal kar idi.

Bu nûr; Âdem (a.s)‘den, Şit (a.s)‘e geçti. Ondan da Peygam­berimizin babalarına geçe geçe en sonra büyük babası Abdulmuttalib‘e ve ondan da kendi babası Abdullah‘a geçmiş idi.

Babası Abdulmuttalib, Abdullah’a Kureyş’in en asil kızların­dan biri olan Amine‘yi almış ve kadınların en bahtiyarı olan bu kadın ezelden beri gelen Nur-ı Muhammedî‘ye hâmil olmuş idi. “Nûr-ı Muhammedi”nin bu kadına intikâl eylediği gece yerler gökler sevinç içinde kaldı ve gök kapıları açıldı ve âlemlere rah­met saçıldı. Peygamberimiz anasının karnında iki aylık iken babası Abdullah Medine’de vefat etti. Melekler Allâhu Teâla’ya niyaz edip “Ey bizim İlâhımız..! Ey bizim Rabbimiz..! Peygambe­rin yetim kaldı.” dediler.

Allâhu Teâlâ bunlara; “Onun koruyucusu ve görüp gözetici­si benim…” buyurdu. Altı aylık iken validesi Amine anamız bir rüya görmüş ve kendisine; dünyanın en hayırlı bir evlâdına yük­lü olduğu müjdelenmiş ve doğduğu zaman adını “Muhammed” koyması kendisine söylenmiş idi.

Mevlid-Kandili-2017-medine-munevvere-medinah-islam-islamic

Âmine validemiz diyorlar ki: Günüm dolduğu zaman ben evde yalnızdım. Kayın babam Abdulmuttalib Kabe’yi tavaf ediyordu. Bu sırada büyük bir gürültü duydum yüreğimi ağzıma getiren helecan içinde kaldım, arkamı bir akkuş, kanadıyla sığadı. Bende bu helecan ve korkudan eser kalmadı. Bir de baktım ki bana kardan ak ve berrak soğuk bir şerbet sundular. Bu şerbeti içtim. Baştan aşağı dek nûr kesildim.

Fidan gibi boylu güzel kadınlar çevremde dolaşıyor ve beni ku­şatıyorlardı. Benden başka, evde kimse yoktu. Bunlar benim hâlimi nereden duydular? Nereden geldiler? diyorken bu kadın­lardan biri kendisinin “Âsiye” olduğunu, öteki de “Meryem” ha­tun olduğunu söyledi. Ben korkuyordum. Fakat her dakika bir­birinden daha büyük daha korkunç gürültüler duyuyordum.

Ben bu hallerin içinde iken beyaz bir kumaştan havada bir döşek döşendi, yine havada ellerinde gümüşten ibrikler bulunan birtakım kimseler görüyordum. Bunlarla beraber yine havada gördüğüm bir kimse de “Alın onu, kimseye göstermeyin. diyor­du. Odamda birçok cennet kuşları uçuşuyorlardı.

Gözümden perde çekilmiş ve önümdeki âlem değişmişti. Yer­yüzünün her tarafı bana açılmış ve her ma’nâ önümde açılmıştı.

mevlid-kandili-medine-kabir-mezar-munevvere

Biri maşrıkta biri mağripte biri de Kabe‘nin üzerinde üç bayrak dikilmiş olduğunu gördüm. Bu esnada, Muhammed‘i doğur­dum. Doğar doğmaz secdeye kapandı. Cenâb-ı Hak’a yalvarır gibi iki parmağını göğe kaldırmıştı. Gökten bir akbulut geldi onu sardı, bu sırada birinin ona “Âdemin yaratılışım, Şifin ma’rifeti-ni, Nuh’un şecaatini, İbrahim’in Allah (c.c) dostluğunu, İsmail’in lisânını, İshâk’ın rızâsını, Salih’in safuetini, Lût’un hikmetini, Ya-kub’un müjdesini, Musa’nın şiddetini, Eyüb’ün sabrını, Yusuf’un tâatini, Yu’şa’nm cihâdını, Davud’un korunuşunu, Danyal’in mu­habbetini, İlyas’ın vakarını, Yahya’nın ismetini ve isa’nın zühdü­nü ve bütün peygamberlerinin güzel huylarını ve faziletlerini ve­rin…” dediğini işittim.

Sonra bu akbulutun içinden çıktı. Baktım ki sıkı sıkı bir yeşil ipeğe kundaklanmış, ay parçası gibi yüzünden nûr balkıyor… Misk gibi güzel bir kokusu var. Bu arada üç kimse göründü. Biri­nin elinde gümüşten bir ibrik var. ikincisinin elinde zümrütten bir tas var. Üçüncüsünün elinde beyaz ipekten bir kumaş var. Bu ku­maşı bu kimse açtı. İçinden bakanları hayran edecek kadar gü­zel bir mühürü çıkarıp bu gümüş ibrikten yedi kez yıkadı. Sonra bu mühür ile oğlum Muhammed (s.a.v) ‘in arkasını iki küreği or­tasından mühürledi. Ve tekrar kundaklayarak bir müddet gaba-dının altında tuttu sonra oğlumu bana verdi.

İşte bu mübarek Mevlid, âlemlerin şahı ve gönüller burcunun mâhı olan seyyidü’l-beşer, şefi’-i arsa-i mahşer, Hatemü’l-enbiyâ ve’1-mürselin Efendimiz hazretleridir.

Allâhu Teâlâ hepimizi kıyamet gününde şefâat-i seniyye-i Muhammediyelerine mazhar eyleye.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi(ks)
Şeyh Hamid-i Veli Minberinden Hutbeler, 105.Hutbe