Osman Hulusi Efendi’nin Hac Hatıraları

02-osman-hulusi-efendi-hac-umre-hatiralari-hulusi-efendi-vakfi

Hac İbadeti

İslam dini beş temel üzerine kurulmuştur. Bunlar; Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, Ramazan ayında oruç tutmak, zekât vermek ve Hac etmektir.

Hac ibadeti, belli şartları taşıyan Müslümanın Mekke’ye gidip Mescid-i Haram içindeki Kâbe’yi ziyaret ederek yaptığı kutsal bir görevdir. Dinimizde önemli bir yeri olan bu ziyarete “kutlu yolculuk” denmesi bu yolculuğa ne kadar önem verildiğinin, Beytullah’ a ulaşılacak bu yolun Müslümanlar tarafından ne kadar önemsendiğinin de göstergesidir.

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerîm’de;

“Haccı da umreyi de sırf Allah için tam olarak yerine getiriniz.” (Bakara, 2/196)

buyurmuş Peygamber Efendimiz(sav) ise;

(Allah tarafından) kabul edilmiş haccın karşılığı ancak cennettir. (Müslim, Hacc, 437)

müjdesini vermişlerdir.

03-hac-hakkinda-hadis-karsiligi-ancak-cennettir-ravza-medine

Hac Hatıraları

İnsan¸ hayatı boyunca birçok yolculuğa çıkar. Bunların içinde en kut­sal ve en anlamlı olanı¸ kuşkusuz hac yolculuğudur.  Bu yolculukta insan¸ kendine içeriden ve dışarıdan bakarak varlık sebebini idrak eder.  Kâbe’yi görünce istikametinin doğruluğunun farkına varır;  Arafat’ta vakfeye dururken¸ birlik ruhunu ve ahiretteki ahvalini hatırlar; böylece kutsal ile olan irtibatını yeniden tesis eder. Bütün şeytanî duygularını ve dünyevî ihtiraslarını Mina’da terk etmiş olarak kurban keserken¸ içindeki kötü duyguların da damarlarından aktığını¸ içinin berraklaştığını ve doğ­duğu gibi masum hâle geldiğini hisseder.

Hac ziyâretleri tatlı hatıralarla doludur. Tasavvuf büyüklerinin bu yolculuklarda yaşamış olduğu hatıralar bizlere yön verir. Sevgili Peygamberimiz(sav) hayatı boyunca dört defa umre¸  bir defa hac ziyaretinde bulunmuştur. Bu durumu Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri manzum olarak şöyle ifade ediyor:

Çâr umre vâhid hac yaptı ol Resûl
Bu haber sıhhati sîkatten menkûl

Onbir defa hacca, iki defa da umre ziyaretine giden Osman Hulûsi Efendi’nin orada yaşadığı maneviyat ve ehlibeyte olan örnek sevgisi tüm Müslümanlara örnek teşkil etmektedir.

04-osman-hulusi-efendi-hac-umre-ahmet-semsettin-ates

Kutlu Belde’den Mektub

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin, Mektûbat-ı Hulusi-i Darendevi adlı eserindeki ikinci ve üçüncü mektuplarını mahdumlarına kutsal beldelerden yazmışlardır. İkinci mektup şöyledir:

“Ahmed Şemseddîn ve Hâmid Hamîdeddin¸

26 Zilkade-i Şerîfe mütesâdif Cuma namazını Mescid-i Nebevî Aleyhissalatü Vesselam’da kıldık. Münevver Ravza-i Aleyhissalatü Vesselama bakarak mektûbu yazıyorum ve sizleri de hatırlıyorum.

Muhtelif ırklara mensûb Müslüman kardeşlerimizin içinde bir huzûr-i ma’neviye bulunmakta ve onların refîk kabûllerini nebean iden muhabbetlerinin mazhariyyetiyle dil-şâd olmaktayız.

Yarın inşallahü teâlâ farîza-i haccı îfâ için¸ Mekke-i Mükerreme’ye hareket etmek müyesser olursa gideceğiz. Cümle hüccâc-ı kirâm sıhhat ve âfiyetteler. Ol tarafta cümle ahbâba ve akrabâya selâm ve dualar eder gözlerinizden öperim.”

05-osman-hulusi-efendi-hac-umre-ziyareti

Aşinâ ile Haccetmek

Bir arkadaş anlatıyor: “1986 yılında Hulûsi Efendi Hazretlerinin, Hamideddin Efendiyle birlikte hacca gideceğini öğrendik. Ankara’da bir çay sohbeti esnasında gönlümüzden; ‘Ne olur Hazreti Pir Efendimiz bize de dua etse de bizler de birlikte hac yapsak’ diye iltica ettik. O günlerde hacca gidecek ne imkânımız, ne de birikmişimiz var. Sadece gönülden bir muhabbet ve arzumuz vardı.

Birkaç gün sonra bir şirketin hacca kasap görevlisi götürdüğünü duyduk. Dört arkadaş şirkete gittik ve müracaat ettik. Şirket yetkilisi ‘pasaportlarınızı çıkartın, evraklarınızı getirin, sizin işiniz tamam’ dedi. Çok sevindik. Geriye Hazreti Pir Efendimizi ziyaret edip, himmet ve duasını almak kalmıştı.

Darende’ye ziyarete gittiğimizde sohbet esnasında buyurdular ki;

“Oğul¸ Hazreti Pir Efendimizle (İhramcızade İsmail Toprak Efendi) hacca niyetlendik. Hazreti Pir Efendimiz önceden gittiler. Biz Medine-i Münevvere’ye vardığımızda Hazreti Pir Efendimiz Mekke-i Mükerreme’ye geçmişler¸ görüşemedik. Mahzun olduk. Biz de Medine-i Münevvere’den hareket ettik. Arabanın içinde ihramlıyız. O anda gözümüz dalmış. Bir de baktık ki Hazreti Pir Efendimiz¸ Babam Hatip Efendi’yi koluna takmış beraberce tavaf ediyorlar. ‘Oğlum Hulûsi gelin bir kolumuza da siz girin¸ beraber tavaf edelim.’ diye buyurdular. Biz de vardık elini öpüp koluna girdik¸ beraberce tavaf ettik. Bir de baktık ki¸ arabanın içindeyiz.

Arabamız Mekke-i Mükerreme’ye vardı. Harem-i Şerif’e girdiğimizde Hazreti Pir Efendimizin tavafa kalktığını öğrendik¸ biz de hemen katıldık. Hazreti Pir Efendimiz: ‘Hulûsi oğlum¸ geldiniz mi¸ gelin kolumuza girin beraber tavaf edelim.’ diye buyurdular. Biz de hemen elini öptük¸ koluna girdik. Beraberce tavaf yaparken eğilip kulağımıza¸ ‘Oğlum Hulûsi¸ sizi ceddinizle görüştürdük değil mi?’ dedi.

Osman Hulûsi Efendi Hazretleri bu hatırayı anlattıktan sonra bizlere dönerek “Yoksa sizde mi hacca gideceksiniz?” diye buyurdular.  Arkadaşımız, ‘Efendim kasap olarak bir şirkete yazıldık’ deyince¸ ‘Anlar mısınız kasaplıktan?’ diye buyurdu. Bizler de sükût ettik. İçimizden de¸ ‘İşimiz olmayacak mı yoksa!’ diye korku içinde düşünürken tekrar tebessüm ederek¸ ‘Oğul gidin de ne şekilde olursa olsun¸ yeter ki gidin. Âşinâ ile birlikte haccetmek hacc-ı ekber gibidir. İnşallah orada görüşürüz. Gelin görüşelim.’ diye buyurdu.

06-osman-hulusi-efendi-hac-umre-ziyareti

Civârında N’ola Olsa Mezârım Yâ Rasûlallâh

Osman Hulûsî Efendi’nin Peygamber Efendimize hürmeti her şeyin üzerinde idi, her halini O’nun haline ve yaşayışına uydurmaya çalıştığı gibi onu ziyaret etmeyi de en büyük bahtiyarlık bilirdi.

Peygamber Efendimizin nice âşıkları zamanın şartları içerisinde aylarca sürecek uzun meşakkatli bir yolculuğa aşk ve heyecanla çıkarlardı. Günler geçip Peygamber Efendimizin mübarek makamına yaklaştıkça, bu muhabbet dayanılmaz bir sevda halini alırdı. İşte bu halde iken Onun aşkı ile dillerinden çağlayanlar misali hallerini terennüm eden naatlar dökülmeye başlardı. Osman Hulûsî Efendi de Peygamber Efendimizin nurlu kabrine defalarca gerçekleştirdiği ziyaretlerinde, hiç eksilmeyen ve her defasında daha da artan aşkını pek çok naatlar ve beyitlerinde dile getirmiştir.

Bu naatlardan bir tanesi şu şekildedir:

“Kapında bir zelîl-i hâk-sârım yâ Rasûlallâh
Garîb ü bî-kes-i bî-i’tibârım yâ Rasûlallâh

Ser-â-ser defter-i a’mâlim isyân ile memlûdur
Huzûr-ı hazretinde şerm-sârım yâ Rasûlallâh

Kabûl etsen Hulûsî kemteri dergâh-ı lutfunda
Civârında n’ola olsa mezârım yâ Rasûlallâh”

“Yâ Rasulallah! Bu aciz Hulûsî’nin senin lütfu, keremi ve bağışlaması bol olan makamında ziyaretin kabul ediver. Ne olur Ya Rasûlallâh! Ben bu halde iken Medine’de vefat etsem de senin Ravza’ na yakın Cennetü’l Baki’ de defnedilsem.”

Ya Rasûl'allah

İncitmek haram

Osman Hulûsî Efendi’nin hacda en dikkat ettiği hususlardan biri de, vazifeleri yerine getirirken hiç kimsenin eziyet, zahmet ve meşakkat görmemesine çalışmaktı. Bu konuyu da yanında bulunanlara sık sık hatırlatırdı. Bir arkadaş anlatıyor:

1984 yılında Osman Hulûsi Efendi ile hacca gitmek nasip oldu. Hac farizasından sonra bir gün Kâbe’yi tavaf (nafile tavaf) ediyorduk. Tavaf çok kalabalık olduğu için yanında bulunan arkadaşa dedim ki; “Sen önden bir iki adım ileriden yürü Efendi Hazretleri rahat hareket etsin.” O da öne geçerek yürümeye başladı. Önünde gidenleri itekler gibi olunca Osman Hulûsi Efendi şöyle buyurdu:

“Tavaf ediyoruz sünnet, incitiyorsun haram, onun için eziyet etme”

diyerek, o arkadaşa mani oldu. Yine tavaf esnasında ihvandan bazıları Haceru’l-Esved’ i ziyaret edip öpmek için Efendi Hazretlerinden izin istediler. Hulûsî Efendi:

“Oğul, Haceru’l-Esved’i’ i öpmek bir sevap, uzaktan selamlamak ise yüz sevap.”  diye buyurdular. Sonra da “Gidin, ziyaret edin fakat kimseyi incitmeyin.” diyerek izin verdiler.

Bir arkadaş anlatıyor: “Bir hac ziyaretinde Altınoluğun karşısında oturuluyordu. Arkadaşlar Hulûsi Efendi’nin etrafında oturuyorlardı. Bazı arkadaşlar Efendiye müteveccihen oturdukları için, Kâbe’ye arka dönmüş oluyorlardı. Bu durumu gören bir zat arkadaşlara: ‘Kâbe’ye arka dönülmez!’ dedi. Adam gitti. Osman Hulûsi Efendi; “Âdem’e arka dönmeyin de nereye dönerseniz dönün.” diye buyurdular.

07-osman-hulusi-efendi-medine-umre

Kâbe ne zaman inşa edildi?

Osman Hulûsi Efendi Hazretleri hac ibadetlerini yerine getirirlerken aynı zamanda yanlarında bulunan ihvan arkadaşları da hem ibadet hem de islam tarihi hakkında dersler vermiştir. Bir arkadaş anlatıyor:

Tavaf esnasında Osman Hulûsi Efendi’ye Makam-ı İbrahim’i göstererek içerisinde ne olduğunu sordum. O da buyurdu ki:

“Tavafı içten alın da ziyaret edelim.” Makam-ı İbrahim’in önüne geldik. Özel muhafaza içerisinde taşın üzerinde 15 cm. derinliğinde ayak izlerini gördük. Yine buyurdular ki:

“Hz. İbrahim (a.s) Kâbe’yi inşa ederken, bu taşa basardı. Bu taş asansör vazifesi görürdü. Bu taş üzerindeki ayak izleri bir mucizedir ki; Peygamberler kumda yürüdüğü zaman izleri belli olmaz, fakat taşa bastığında izleri belli olur.”

Tavaf esnasında Osman Hulûsi Efendi’ye sordum: “Efendim, Kâbe ne zaman inşa edildi?” Buyurdu ki:

“Kâbe-i Muazzama ilk defa, Hz. Âdem (a.s) tarafından buraya inşa edildi. Sonra yıkıldığından, Cenab-ı Allah (c.c) Hz. İbrahim (a.s.)’e rüyasında şöyle buyurdu; “Ey Halilim bana bir beyt yap.” Hz. İbrahim (a.s.): “Ya Rabbi nereye yapayım?” diye sorunca, Cenab-ı Allah buyurdu ki: “Âdem (a.s)’in yaptığı yere yaparsın. Hz. İbrahim (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi ben o yeri bilmiyorum.” Cenab-ı Allah (c.c) buyurdu ki: “Yarın sana bir canlı varlığımız tarafından işaret olunacak.” Sabah kalktığında Kâbe’nin bulunduğu yere bir örümceğin yaptığı ağla inşaatın temelini işaret ettiğini gördü. Bu işaret üzerine inşaatı yaptı. İnşaatı görenler, Hz. İbrahim (a.s.)’e ne yaptığını sordular. O da Cenab-ı Allah (c.c.)’a beyt yapıyorum dedi. 

08-osman-hulusi-efendi-umre-ziyareti

Hac üzerine bir söyleşi

Darendelinin Sesi Gazetesi Mayıs 1989 sayısında Osman Hulûsi Efendi Hazretleri ile Hac ziyareti hakkında bir söyleşi yapmıştır. Osman Hulûsi Efendi Hazretleri şu ifâdeleri kullanmıştır:

“Türk hacılarımız tüm davranışlarıyla diğer hacı adaylarına örnek oluyorlardı. Gazeteleri bizim milletimizden en başta söz ediyorlardı. Bizim en çok sevdiklerimiz Pakistanlı kardeşlerimizdi. Onlarla samimi ilişkiler kurduk ve çok yakın bir Türk dostu olduklarını gördük.

Arapların da hepsinin tutumu bir değil. Mekke ve Medineli Araplar samimi ve dostça, İslâm’ı tam yaşayanlar çoğunlukta. Taşradan gelenlerde bu fazla görülmüyor. Yıllar yılı İngilizlerin propaganda ve tahrikleri geçici de olsa bir Arap-Türk düşmanlığını ortaya çıkarmış. Bu gerçeği görüp eski sevgi ve güven bağlarını kurmak için hepimiz çok dikkatli olmalıyız.”

Ürdün Melikgazi Camii’nde

Hac dönüşümüzde, Ürdün’ün başşehri Amman’ın Melikgazi Camii’nde Amman’ın Müftüsü kürsüye çıkarak, cuma namazı için toplanan binlerce cemaata hitabederek: “Yabancı hacılardan özellikle Türkler’e bazı sorular sormak istiyorum, kendine güvenen âlim varsa ayağa kalksın…” dedi. Riya ve reklam olmasın diye başkalarının kalkmasını bekledimse de kimse kalkmayınca İslâm’ı yaşayan bir Türk olarak ben kalktım ve buyurun:

“Müslümanım, Müslümanlık öz şiârımdır benim,
Milletim Türk’dür ve Türklük iftiharımdır benim

dedim. ‘Türk’lerde mukaddesata saygı azalmış öyle mi?’ dedi. Ben, ‘Hiçbir Müslüman Türk üç bin kilometre uzaklıkta da olsa Kâbe’ye, kıbleye karşı ayağını uzatıp yatmaz… Gene hiçbir Türk, yanımdaki Arab’ın yaptığını göstererek, Kur’an-ı Kerim’i okuyup ayağının yanına koymaz. O’nu en az, göbeği hizasından yukarda bir yere kor. Ya da asar’ dedim.

‘Güzel, güzel’ dedi ve devam etti, bir soru daha sordu: ‘Siz Türkler, İslâm’ın ve Arap’ın düşmanı İsrail’le dostluk kuruyorsunuz?’ dedi. Ben de: ‘Biz İsrail’le sadece diplomatik ve ticarî ilişkiler içerisindeyiz, o da çok sınırlıdır. Şayet biz Türkler, öteden beri komünist Rusya’nın önünde bir set olarak durmasaydık, Ruslar, İslâm ve Arap âleminin başına daha büyük düşman olurlardı.’ dedim, cevaplarıma sadece soran değil, dinleyenler de hayran kalmışlardı.”

09-osman-hulusi-efendi-hac-ziyareti

Manevi vazife

İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s) 1967 yılındaki son haclarında Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevî’nin “Sıddık Kapısı” hizasında Hacı Şaban Aydın’ın ve Gemerekli Abdussamed Bey’in de bulunduğu bir esnada Osman Hulûsi Efendi’ye dönerek;

“Oğlum Hulûsi, senin ecdadın bizim sertacımızdır. Üzerinize büyük bir vazife intikal ediyor. İhvan’a sahip çıkıp, hizmet edersiniz” diye buyurmuşlardır. Osman Hulûsi Efendi de cevaben “Estağfirullah Efendim” der, İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s) sözüne devam ederek, “Bu yükün ağırlığını ancak siz çekebilirsiniz” diye karşılık vermiştir.

İşte İsmail Hakkı Toprak Hazretleri son haclarında irşâd vazifesinde bulundukları manevi yolun Osman Hulûsi Efendi Hazretleri tarafından devam ettirileceğini bu şekilde belirtmişlerdir. Osman Hulûsi Efendi Hazretleri de aldıkları manevi vazifeyi vafâtına kadar en güzel şekliyle devam ettirmiştir.

249 Shares