hulusi efendi vakfi 30. yil

Vakfımız 30.Hizmet Yılında

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı

Her Canlıya Hizmette 30. Yıl…

1986 yılında Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi tarafından kurulan Vakfımız 30.Hizmet yılına girmenin mutluluğunu yaşıyor. Genel Merkezi Malatya’nın en büyük İlçesi olan Darende‘de bulunan Vakfımız, memleketin kalkınması ve toplumun aydınlanması yolunda örnek çalışmalarına buradan yön vermektedir.

Yaptığı hizmetler ve gösterdiği faaliyetler nedeniyle 2007 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınmış ve Vakfımız kamu yararına çalışan vakıf statüsü kazanmıştır. Eğitim, sağlık, sosyal yardımlar, tarihî eserlerin restorasyonu, çevre ve kültürel alanlarda hizmet veren Vakfımız 30. hizmet yılında daha da büyüyen aşk ve şevkle hizmetlerine devam etmektedir.

30 yıldır bizleri yalnız bırakmayan, yardımları ve destekleriyle faaliyetlerimize katkı sağlayan bağışçılarımıza ve gönül dostlarımıza teşekkür ederiz…

Osman Hulûsi Efendi Hazretleri, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Minberinde irâd ettikleri bir Hutbelerinde hayır kurumları ve hayır hizmetleri hakkında şu şekilde nasihat etmişlerdir:

“İyilik ve hayırlı işlerde bulunmak, Müslümanlığın şiârındandır. Tarihe baktığımız zaman, atalarımızın sayısız hayır müesseseleri kurmuş olduklarını görürüz. Camiler, medreseler, daru’ş-şifâlar, kervansaraylar, yollar, köprüler bunların başlıcalarıdır. Ecdadımız bunları yapmakla kalmamış, bu güzel eserlerin devam etmeleri, harap olmaması için de onları ayakta tutacak gelir kaynaklarını, bu hayır işlere vakfetmişlerdir. Böylece muazzam bir vakıf müessesesi meydana gelmiştir.

Vakıflar, Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in, ashab-ı kiramın fiilleri ile vücûd bulmuş hayır kurumları olarak bize intikal etmiştir. Mü’minin gayesi, Allah’ın (c.c) rızasını kazanmak ve öldükten sonra da hayırla anılmaktır. O hâlde, vakıf tesis etmek, bunu elde etme yollarının en güzeli ve en faziletlilerindendir. Vakıfların efdali de devamlı ve en çok ihtiyaç duyulan konulara yapılanlarıdır. Bugün memleketimizin çeşitli ihtiyaçları vardır. Din ve vatan düşmanlarımıza karşı kuvvet hazırlamak, teknik sahalarda araştırmalar yapmak, laboratuvarlar kurmak ve millî menfaatlerimizin gerektirdiği her sahada mütehassıslar yetiştirmek, bunların en önde gelenleridir. Günümüzde bu mevzuların masraflarını karşılayacak vakıfları bir kişinin kurması mümkün değildir. Öyle ise, dinimizin esaslarından olan hayırlı işlerde birleşme prensibine uyarak, el ele vermemiz gerekiyor.

Cenâb-ı Hak, “Hayır işleyiniz ki, ferah bulasınız.” (3/Âl-i İmran, 115.) buyuruyor. Vakıflara yardımla bu müesseselerin kurucuları arasına katılanlar, onun kuvvetlenmesine katkıda bulunanlar, elbette vaad edilen sevaba nail olacaklardır. Öldükten sonra da amel defterlerinin kapanmamasını ve kendilerine ise sevap yazılmasını isteyenler, devamlı hayır işleri, yani sadaka-i cariye bırakanlardır ki bunun en güzeli de vakıf tesis etmek ve gücü nisbetinde mevcut vakıflara katılmaktır. Bakınız sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor; “İnsan, öldüğü zaman amel defterleri kapanır. Ancak üç şeyden dolayı kapanmayıp sevap yazılmasına devam olunur. Bunlar da, sadaka-i cariye; kendisi ile faydalanılan ilim ve anasına babasına dua eden salih, hayırlı ve yararlı evlad yetiştirmektir.”

Hev Blog